İşte Atatürk’ün Son Gülüşü ve Gördüğü Komik Rüya

Atatürk, ağır hastalığının son günlerinde gördüğü bir rüyayı yaveri Salih Bozok’a anlattı. Ardından Bozok’un aktardığı komik rüya, Atatürk’ün hayattaki son kahkahasına vesile oldu.

İşte Atatürk’ün Son Gülüşü ve Gördüğü Komik Rüya

İşte Atatürk’ün Son Gülüşü ve Gördüğü Komik Rüya

BİLGE TABİRCİ / ANKARA

Hastalığın Gölgesinde Geçen Son Günler

1938 yılının sonbaharı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk için ağır sağlık sorunlarıyla geçen bir dönemdi. Karaciğer rahatsızlığı gün be gün ilerliyor, en küçük hareketlerinde dahi yakınındakilerin yardımına ihtiyaç duyuyordu. Berberi Mehmet, kütüphanecisi Nuri Ulusu, sofracıbaşı İbrahim Ergüven ve en yakın yaveri Salih Bozok, Atatürk’ün başucunda nöbet tutuyor, iniltilerini duyduklarında hemen yanına koşuyorlardı.

Doktorların tüm uyarılarına rağmen Atatürk, devlet işlerini takip etmeyi bırakmıyor, Celâl Bayar’la Meclis söylevi üzerine çalışıyor, sabah gazetelerini gözden geçiriyor ve her şeye rağmen disiplinini koruyordu. Fakat, hastalık giderek ağırlaşıyor, bu da çevresindekilerin endişelerini artırıyordu.

Sabaha Karşı Çalınan Zil

25 Eylül sabahı saat 06.30 sularında odasındaki zil acı bir şekilde çaldı. Sessiz adımlarla yanına gelen Salih Bozok, Atatürk’ü yatağında oturur halde sigara içerken buldu. Atatürk onu görünce tebessüm ederek, “Vealeykümselam, nöbetçi sen misin?” diye sordu. Ardından da gülümsemeye çalışarak, “Salih, gördün mü şu başıma gelenleri?” dedi.

Bozok, gözyaşlarını tutmaya çalışarak, “Hepsi geçecek Paşam, inşallah tamamen iyileşeceksiniz” diye yanıt verdi. Atatürk ise o anki keyifli ruh haliyle sofraya gelen “borşç” çorbasından söz etti, su aldırdığı için doktorlarını kızdırdığını ama kendisini daha rahat hissettiğini dile getirdi.

Atatürk’ün Gördüğü Rüya

O gün keyfi biraz yerinde olan Atatürk, Kılıç Ali’ye sabah gördüğü rüyayı anlattı. Rüyasında, büyük bir otelin salonunda Salih Bozok’la birlikte oturuyordu. İçeri giren iri yarı otuz adamdan biri, eline bilardo ıstakası alarak birine saldırmış, ardından da tabancasını çıkarıp iki kurşun sıkmıştı. Kurşunlardan biri Atatürk’e, diğeri Bozok’a isabet etmişti. Daha sonra saldırgan, “Kalkın dans edelim” diye emretmiş, ikisi de mecburen kalkıp dans etmişlerdi.

Bu rüyayı gülümseyerek anlatan Atatürk, Salih Bozok’a dönerek “Geçmiş olsun Salih” dedi.

Salih Bozok’un Komik Rüyası

Atatürk’ün rüyasından sonra sözü alan Salih Bozok, “Bu bir şey değil Paşam, ben daha korkunç rüyalar görmüşümdür” diyerek kendi gördüğü bir rüyayı aktardı. Rüyasında dev bir öküzün kendisini kovaladığını, uçurumun kenarında boynuzlarıyla tartakladığını, korkudan yatağını ıslattığını gülerek anlattı.

Atatürk, Bozok’un bu hikâyesini dinlerken kahkahalara boğuldu. Bu kahkaha, yakınındakilerin de anlattığı üzere, onun hayattaki son gülüşü oldu. O günden sonra Atatürk’ün yüzünde yalnızca hüzünlü tebessümler görüldü.

Tarihe Yansıyan Son Anılar

Atatürk’ün son günlerinde yaşanan bu diyalog, hem ağır hastalığının gölgesini hem de güçlü karakterinin ışığını yansıtır. Ölümün eşiğinde bile çevresindekilere moral vermeye çalışan, rüyalarıyla geleceğe dair semboller taşıyan, dostlarının ise mizahi anlatılarıyla gülmeyi sürdüren bir lider…

Onun son gülüşü, Türk tarihine yalnızca bir hatıra değil, aynı zamanda insan yanını gösteren nadide bir iz olarak geçti.



Her rüya, sahibinin kalbi kadar eşsizdir; yorumu da öyle olmalıdır.
Gerçek anlamı keşfetmek için rüyanızı Bilge Tabirci’ye yorumlatın.

www.bilgetabirci.com